8 Şubat 2013 Cuma

İzmir çeşitlemesi

Gavur İzmir
Guzel İzmir
Ataturkcu İzmir
Kizlari guzel İzmir
Denizi kız, kızı deniz/ Sokakları hem kız hem deniz kokan şehir: İzmir
Simide gevrek denilen yer: İzmir
Boyoz'un ana vatanı: İzmir
Herkesin rahat oldugu sehir: İzmir
Ege'nin incisi de İzmir
Nam-ı diğer Smyrna

Bir şehri bu kadar çok etiketlemek neye yarar anlayamıyorum maalesef. Galiba bu sayede buradaki insanlarda İzmirlilik benliği ve İzmir'isahiplenme duygusu gelişiyor; böylece olmadıkları kişilik özelliklerine bürünüp -mış gibi yapıyorlar.

Ama herkesin bilmesi lazım ki;

Ne denizi kız, ne de kızı deniz kokuyor bu şehrin; baya baya lağım suyu kokuyor deniz kıyıları.
Atatürkçülük konusunda da rozetlerde ve evlere asılan bayraklarda yansıtıyor bu şehir görüşlerini sadece; bir de miting alanlarında. İl dışından gelip kalacak yeri olmayan öğrencileri cemaatlere kaptırmamak için ne sahiplenmeye çalışıyorlar ne de icraatlerle Atatürk'ün yolundan ilerlediklerini belli ediyorlar.
Herkesin çekirdek, İzmirlilerin çiğdem dediği çitletilen kuruyemişin çöpleri adım attığınız her yerde; bu da İzmir Medeniyeti herhalde.
Sonra mesela burası öyle gelişmiş(!) bir şehir ki; okuldan sonra nereye gitsek denildiğinde akla iki yer ve yapılacak tek bir aktivite geliyor: Bornova-Küçükpark'ta ya da Kordon'da içmek.
Evet, burası modernliği biraz yanlış algılamış sanırım; çağdaşlaşmanın tek ölçütünü rakı-balıkta ve sürekli dolup boşalan biraverlerde araya araya gençlerin işsizliğinin ne farkına varabilmişler ne de yeni iş sahaları yaratmaya çalışmak akıllarına gelmiş.
Ama yok onun yerine merdiven altı kazanlarda pis körfez sularının en pis yerlerinden toplanılan midyeler için iç pilav hazırlamak daha cazip gelmiş.

Hakkını yememek lazım gerçi şimdi; İzmir'de bir sürü kapısı olan bir fuar alanı var, bir de sahil boyunca kesintisiz giden bir bisiklet yolu, engelliler için de gelişmişe yakın bir çevre düzenlemesi. Hepsi bu.

İşte bu üç yılın sonunda bir İzmir iç dökmesi.
Eylül 2010'da geldim bu şehre.
29 aydır her tatil dönüşünde, İstanbul'a gidişim için geri sayım yapıyorum.
Hep elimde ajandam; günleri hesaplıyorum, günler çabuk geçsin diye totemler yapıyorum.
İstanbul'u özledikçe de bu şehirde yaşamak daha bir çekilmez oluyor.
Biliyorum İzmirliler bu yazdıklarıma çok kızacaklar ama son 3 yılım kaldı.
Sonrasını bilmiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder